Barista

 

<b> </b>

Küçükken biz

başka mevsimlerde

başka çağlarda

başka insanlarla yaşardık

küçüktük

ve

hep öyle kalacağız sanırdık

olmadı

büyüyüverdik

bilinçizce

umarsızca

….

&nbsp;

neyse

küçükken biz

kişi başı bardak sayısı daha fazla yağmur düşerken

daha az ahmak vurulurdu

caddelerde

&nbsp;

böylesi bir dünyada

hepimize ait karelerimiz metreleri fazla istanbulda

bir ucundan bir ucuna daha kolay gidebilirdik

tek köprülü hayatımızda

deprem sanki daha çok erzurum da

erzincan da olur sadece gibi gelirdi

çocuk aklımıza

ve korkusuzca oynaşırdık

beklenen  bu olduğu için

&nbsp;

herkes yeni istanbul kurma peşinde

para çukurlarını kazardı

kat karşılığı

&nbsp;

ve biz yeni inşaatların temellerinde bekleşirdik

oyun parkımızın yapım aşamasını

biz bekledikçe  yağmur daha hızlı yağardı sanki

sanki

bizim oyunlarımıza  yetiştirememe telaşı içinde yağardı

en bedavasından oyun parkımıza

çocuktuk işte

daha ne olabilirdi

&nbsp;

inşaat tahtalarından

televizyon ambalajlarından çıkma stroforlardan

yelkenli yapar yüzdürürdük

çamurdan bozma okyanusumuzda

&nbsp;

yelkenlilerimiz uzaktan değil elden kumandalı idi

yani takıldı mı bir yerlerine inşaat denizinde

çıkar ayakkabıları

sıva paçaları

…..

&nbsp;

&nbsp;

eve çamurlu giderdik yüz göz

gerçek birer korsandık biz

&nbsp;

tek gözlü

topal ayaklı

olmasak da

korsandık çocuk kalpli

&nbsp;

ki

o zamanlar

korsana devlet yasak koymamış

zaten bizim korsanlığımızda çalma fiilli cümlelerde  dahil değildi

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

küçükken

bizim

açlığımız vardı

midemizin içinde

hiç kimselere göstermediğimiz

&nbsp;

yağ olsa tüp olmaz

tüp olsa şeker olmazdı

yani bizde hep bir şeyler eksikti

ama bir o kadar da eksikliğini hissetmediğimiz mutluluğumuz hep cebimizdeydi

oysa

şimdi

her bir şeyimiz o kadar tam ki

&nbsp;

fakat cep delik cepken delik

mutluluğumuz düşmüş yerlere

bizlerde basıp geçiyoruz başkalarının mutluluğuna

görmezden gelerek

&nbsp;

büyüdük

fakat

Bizim mutluluğumuz çocukluğumuz gibi kaldı

küçücük

&nbsp;

büyütemedik hiç

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

küçükken ışıklarımız vardı söneninden

&nbsp;

sırf biz ailece eğlenelim

yüzümüzü görelim

konuşalım

diye devlet baba ışıklarımızı söndürürdü

hergece

belirli

saatler arsasında

beklerdik

ailemizin toplanmasını

şimdiki gibi devlet kendisi bize protesto edeceğimiz şeyleri

ışık söndürerek yapmamıza olanak sağlardı

karanlıkdaydık devletçe

ama

mumumuz vardı

gölgesinde oyun oynamak için

&nbsp;

gaz lambamız dolabın üstünde hazır durur

kendini almamız için beklerdi

bizde onu yapay bulurduk

almazdık

&nbsp;

&nbsp;

gölge oyunları ile

duvarda

kuş yapardık

köpek yapardık

çok azımızda çalışıp başka şekiller yapabilirdi

oynardık

kendimiz kendimizle

karanlıkta

oysa

şimdi

başkaları bizimle oynuyor

en karanlık yerlerden

&nbsp;

&nbsp;

kelimelerdi oyuncaklarımız

ve biz birbirimizle konuşarak anlaşabilirdik

akşamları hepimiz aynı yere değil

birbirimize bakardık

ve

ben annemle konuşabilirdim

&nbsp;

o kadar eski idi yani

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

annem

bana diziyi kesiyorum diye kızmazdı

&nbsp;

soğuklarımız vardı

çocukların dışarılara çıkmasını engelleyen

cam dibinden dışarıya bakmasını sağlayan soğuklarımız vardı

gılgamış destanını yazardık buz gibi soğukta camın buğusuna

incecik yazı ile

parmağımız kalem

camımız kağıt

kıçımız kaloriferin sıcağında

yanağımız camın soğugunda

içimiz üşüsün mü

ısınsın mı

bilmeksizin

otururduk

hayallerimizle

uykuyu beklerdik

&nbsp;

&nbsp;

mahallemizde erik ağaçları vardı

dallarından düşmek için

çıkardık

dallarına

bizi kucaklaması için

en olmamışını dalından yemek

&nbsp;

ben

olmamış erik tadını unuttum

annemiz bize yeme karnın ağrır dediği şeyler

olmamış erikler

&nbsp;

ya daha lezzetli gelirdi

ya da pahalı gelir alamazdık

belki  ikiside

ama

biz  yerdik

ve karnımızla yaptığımız anlaşma gereği ağrımazdı

karnımız

&nbsp;

çocuktuk

ve bizi çocuk yapan şeyler şimdi yok

yani artık çocuklar

çocuk  olmalarının ne kadar zor olduğunun farkında değil

&nbsp;

çok şeyi bıraktık terhis olurken çocukluktan

belki de öyle olmalıydı

bizim masallarımız olarak kalmak için gitmek zorundaydılar

ve gittiler

&nbsp;

ama

ateş böcükleri gitti ya

en çok o kaldı çocukluğumda

ve ben oğluma anlatamama durumundayım

arkasından yanan böcek tarlasını

onların verdiği gece karanlığının dansını

nasıl tarif edilesi olabilir

&nbsp;

&nbsp;

gece olmalı

önce

ama zifiri değil

loş bir karanlık

tarlalarda  çingene gibi sabaha kadar dans eden meşaleler

vardı desem

kim inanır ki görmemiş olan

çocuk aklı ile oğlum inansın

&nbsp;

&nbsp;

tırtıl larımız vardı dut yaprakları ile beslediğimiz

evlerde

hayaller kurulan ilkinden sonra ipek fabrikasında son bulan zenginlik hayallerimiz

hepsi

ikinci denemede hep son bulurdu

kozasında ölüveren

kelebeklerle

&nbsp;

oysa planlarımız sadık kelebeklerin

tekrar tekrar bize zenginliği örmeleri

üstüneyken

ilk ticari girişimimiz

başlamadan zararla biter

&nbsp;

çocukluğumuz

eskide kalan

bizle gelmeyen

bazen düşününce gelemeyen

aslında o mu gelmedi

o da belli değil

tüm arkadaşları ile kaldılar

&nbsp;

kurbağa larvaları kavanozlarda

kalakaldı

çocukluğumuzla beraber

hiç büyümediler

bizimle

&nbsp;

hep öldüler

prens olma ümitleri ile beraber

öpülemeden

&nbsp;

biz içimizde kalakalan

çocukluğumuzla ara sıra çoşarız

böylesi masallarla

&nbsp;

&nbsp;

küçükken dayımız vardı hepimizin kahraman olan

henüz örümcekden  adamlar film olmamışken

dayımız vardı en bi yakışıklısından

&nbsp;

En bir Tarık Akanından yakışıklı

Ayhan Işığından  mert

E erkektik ve dayıya çekme zorunluluğumuz vardı tapu gibi

biz de mecbur  olacaktık dayılarımız  gibi

yakışıklı

mert

yeğen

ama olamadık hiçbirimiz

kendi yeğenlerimizin kahramanı

çünkü develüe edilmiştik hepimiz

&nbsp;

artık dayı olarak

sadece geçilen köprülerde kullanılır olmuştuk

&nbsp;

sinemalara giderdik

&nbsp;

tahta sandalye üstünde

locada otururduk

aynı perdeye bakabilmekte bile ayrıcalık isterdik

dört sandalyelik

bir metrelik tuğlalarda sınırlı cumhuriyetlerimizde

&nbsp;

elimizde cam şişede

hiçbir zaman ikinci alınamayacak bir beyaz gazoz  ile seyrederdik

yazılarını okumacasına

&nbsp;

sapanlarımız vardı

hiç kuşa atılmamış

atılmayacak

boyunda asılı kalakalan

serum lastileri arardık hastane bahçelerinde

böylesi zor ve kötü hastalıklarımız yoktu

&nbsp;

misketlerimiz

rengarenk

kavanoz dolusu yatak altında sakladığımız

hergün yıkadığımız

tekrar tekrar saydığımız

&nbsp;

&nbsp;

ütmek vardı lugatımızda

kazanmaya denklik almıştı sözlükten

&nbsp;

yerde karış alınıp çizilen misket oyunları
yok olmuştu

sokak araları asfaltlandığından beri

kaçmışlardı hepsi başka zamanlara

oysa o misketler şimdiki zamanlı cümlelerde

sadece vazo diplerinde çiçeklere kullanılır olmuştu

&nbsp;

&nbsp;

korkmadan beslenen kedi –köpek yavrularımız vardı

sokak aralarında

gayrı meşru doğan

oysa şimdi

her yerde bir sürü meşru ilişkiden doğan çocuklar o kadar sevilmiyor

&nbsp;

macuncu vardı

kırık tornavida sı ile

tahta parçasına

saran

rengarenk macunları olan

macuncular

&nbsp;

hepsine bir gece birileri

ayaklarında ip bağlayıp

bırakıverdi

gökyüzüne

batsınlar diye

bir faili meçhule gittiler,

&nbsp;

babamın pantolununu özlemle beklerdik

en güzelinin

bize yapılacağı günü

ne fiyakalı olurduk

baba kumaşından pantolonlarımızla

&nbsp;

bizler babalarımızın

kardeşlerimizin

elbiselerini giyebilecek kadar zengin

yeni şeylerin özlemini çekebilecek kadar mağrurduk

aslında

&nbsp;

herbişeyler

bukadar ertesi gün alınabilir değildi

bu yüzden

yırtılan

kaybolan

kırılan eşytalarımızın arkasında üzülürdük

&nbsp;

okul çıkışında

simit yediğimizi anlamak için

annemiz yediğimiz simitin çeğreğini getirmemizi isterdi

ama anne ben para biriktiriyorum

dergi alacağım demezdik

kapıda bekleşen simitçilerimiz vardı

çeğrek simit satan

alıverirdik çeğrek simitimizin eve kadar susamlarını kemirirdik

annemiz karşısında aklanırdık

tümgün tok gezdiğiömizden beraat ederdik

&nbsp;

bizim güçlü babalarımız vardı

çok zengin değildi

ya da

biz daha zenginlerin hayatını bu kadar çok izlemiyorduk

bu yüzden babalarımız bizim istediklerimiz alabilecek gibi gelir

veya

biz babalarımızın alabileceklerini isterdik

böylesine güçlü babalarımız vardı

&nbsp;

annelerimiz

hep istemediğimiz şeylerde vardı

dışarı çıkmamıza izin vermez

kötü tadı olan ilaçları içirir

sıkı sıkı giydirir

zorla yemek yedirirdi

yani annelerimiz keşke babamız gibi olsa derdik

dayaklarımızı evde annemiz atardı

babamız ise sadece sevmeden sorumlu bakan pozisyonunda

akşamları severdi

bizde sırf bu sebep ile

babamızı annemize inat

annemizin gözüne batıra batıra

&nbsp;

daha çok severdik

doğrusu da buydu zaten

çok seversen

çok da sevilirsin

ve şimdi annemi ben ne az sevmişim

oysa o ne çok severmiş

şimdi anlıyorum

&nbsp;

biz büyüdük ve

hepsi çocuk kaldı

ve ben bazen çocuk olmak istiyorum

ve ben çocuğumun çocuk olamayacağına üzülüyorum’,’Ben de çocuktum’,”,’inherit’,’open’,’open’,”,’108-autosave-v1′,”,”,’2013-05-30 01:41:16′,’2013-05-29 22:41:16′,”,108,’http://www.ilkeralatas.com/108-autosave/’,0,’revision’,”,0),(112,1,’2013-05-30 01:46:40′,’2013-05-29 22:46:40′,’Sahildesin\r
\r
denize az kalmış\r
\r
ama daha da var\r
\r
sadece kokusu geliyor\r
\r
&nbsp;\r
\r
iki cam ayırıyor yoldan seni\r
\r
ben ise hep aynı yerdeyim\r
\r
camın hemen arkasında\r
\r
yani güvencede\r
\r
&nbsp;\r
\r
yazamaktayım\r
\r
elimdeki  sigaranın dumanı\r
\r
kahvenin dumanı ile\r
\r
karışmakta\r
\r
&nbsp;\r
\r
etraf da önce beklenti hani\r
\r
perde açılıp gün başlayacak\r
\r
beklentisi\r
\r
sende\r
\r
bekliyorsun\r
\r
sabırsızca\r
\r
perdenin  açılmasını\r
\r
ve\r
\r
açılıyor perde\r
\r
başlıyor\r
\r
gün\r
\r
onlar için\r
\r
tarifi imkansız değil\r
\r
ama\r
\r
tarif edemezsin\r
\r
tarif de edilmemeli\r
\r
bence\r
\r
&nbsp;\r
\r
sadece akılda bir çift boncuk kalmalı\r
\r
gerisi\r
\r
neyin gerisi\r
\r
tamamı bu işte\r
\r
&nbsp;\r
\r
eni\r
\r
boyu\r
\r
çaprazı\r
\r
bu\r
\r
&nbsp;\r
\r
&nbsp;\r
\r
&nbsp;\r
\r
hergün gösteri bu mekanda\r
\r
bekleriz efendim\r
\r
denilecek gibi geliyor\r
\r
&nbsp;\r
\r
sanki hiçbirşey gerçek değil\r
\r
her an yok olacakmış gibi geliyor\r
\r
yani her şey gibi geliyor\r
\r
ama değil\r
\r
&nbsp;\r
\r
&nbsp;\r
\r
ben mi\r
\r
ben geçerken uğradım diyelim\r
\r
başımı bir içeri sokuverdim diyelim\r
\r
ya da meraklı biri diyelim\r
\r
ben burada önemli değilim diyelim\r
\r
&nbsp;\r
\r
&nbsp;\r
\r
ha\r
\r
o mu\r
\r
baksan\r
\r
sana\r
\r
bana benziyor\r
\r
ya da\r
\r
sana\r
\r
bana\r
\r
hiç benzemiyor\r
\r
hem sıradan\r
\r
hem hiç de olmayanından\r
\r
&nbsp;\r
\r
öyle biri\r
\r
&nbsp;\r
\r
aslında içinden\r
\r
dışından bir ses\r
\r
der ki\r
\r
çık karşısına\r
\r
&nbsp;\r
\r
boyun ne\r
\r
neyine güvenmektesin\r
\r
almışsın koca hayatı karşına\r
\r
savaşıyorsun\r
\r
diye\r
\r
&nbsp;\r
\r
ama\r
\r
bana\r
\r
sana\r
\r
ona\r
\r
bize\r
\r
…\r
\r
ne\r
\r
&nbsp;\r
\r
&nbsp;\r
\r
neyse\r
\r
camdan bakarsın\r
\r
dalıp gitmecesine\r
\r
sanırım cam da bunun farkında\r
\r
onun için orada olduğunun\r
\r
&nbsp;\r
\r
almışsın arkana\r
\r
anlamadığın\r
\r
anlamadığım\r
\r
en yabancısından\r
\r
yabancının birinin\r
şarkılarını\r
\r
&nbsp;\r
\r
belli adam aşık\r
\r
belli kadında\r
\r
ama gerisini anlamıyorum\r
\r
sadece o an hisler giriyor devreye\r
\r
anlıyorsun\r
\r
neler olduğunu\r
\r
uzaklarda\r
\r
en eskisinden zamanlarda\r
\r
hani siyah beyaz olanlarda\r
\r
&nbsp;\r
\r
havada ağır bir koku\r
\r
brezilyalı gibi\r
\r
yabancı değil\r
\r
tanıdık da\r
\r
&nbsp;\r
\r
&nbsp;\r
\r
arkada bir ses\r
\r
anlatıyorda\r
\r
anlatıyor\r
\r
hayatının önemlilerini\r
\r
bildiklerini\r
\r
hani\r
\r
kaça kaç bir yaşam\r
\r
&nbsp;\r
\r
olsun\r
\r
&nbsp;\r
\r
iyisinden yapmaya çalışmakta\r
\r
yapabileceklerini\r
\r
sen ise dalıp gitmektesin\r
\r
o konuştukça\r
\r
müzikte\r
\r
sonra fark edersin\r
\r
müzik aynı\r
\r
dönüp durmakta\r
\r
başa\r
\r
sen ise dönememekte geriye\r
\r
sabit kalakalırsın\r
\r
işte o an beklersin\r
\r
çapa alıyoruz\r
\r
çözün halatları\r
\r
gerçeklere bağlayan bizi\r
\r
masalar kalsın yerinde\r
\r
onlar zaten yalnızdı\r
\r
&nbsp;\r
\r
ama olmaz\r
\r
o da olmaz\r
\r
sen en iyisi\r
\r
kal kalabildiğin yerde\r
\r
bırak başkaları kıpırdasın\r
\r
barista  sen bana\r
\r
en koyusundan bir kahve  ver\r
\r
ağzıma sıvaşsın kalsın\r
\r
akmasın bile\r
\r
evet\r
\r
evet\r
\r
kahve\r
\r
içinde geleceğimiz olanından\r
\r
ver\r
\r
&nbsp;\r
\r
&nbsp;\r
\r
belki beklenti\r
\r
bir çuval kötüyü\r
\r
unutulmuşcayı\r
\r
masaya bırakıp çaktırmadan kaçmak\r
\r
ama\r
\r
arkadan bir ses geleceğinden korkarsın\r
\r
beyefendi unutmuşsunuz\r
\r
diye\r
\r
kaçamazsın\r
\r
alırsın her şeyi sırtına\r
\r
&nbsp;\r
\r
işte böyle bir kumpanya\r
\r
hergün farklı oyun sahneleniyor\r
\r
&nbsp;\r
\r
bu interaktif kumpanyada\r
\r
&nbsp;\r
\r
&nbsp;

Leave a comment