Benim seçimim değil
Onların da değil
ben istemedim bu kadar yoğun kıvamlısını hayatın
onlar ayran gönüllü
ben ne yapayım
bakıyorum her taraf onlardan
zor
ama ne zor
Ha babam çalkalıyorlar kendilerini geliştirmek uğruna
elimde bahane kahveleri var
ahbapların hepsi terhis olmuş sanırım
ben çevirdim tüm fincanları
bekliyorum falcının koca dudaklarından döküleceklere
falcı da biliyor ya bekleneni söylemiyor
istenenleri
iki kolunu sekiz kişi çekiştirmekte sekiz ayrı yöne
kolların sana bakıyor
içini acıtan gözlerle
belli her an birini seçip peşlerinden gidecek her biri
senin yapamadığını yaparak
sen hala düşün dur
kırmayacaklarını
en son küfedeki dostlarını kırıp geçmişsin
dahası
sen kırmamışsın onlar kırılmış
günler 24 saat
sen dakikalarını kandırıp uzatmaya çalışıyorsun günlerini
halbuki sayılı toplam sürenden yemektesin
yorgunluğun çeşitli fazlarını yaşadıkça
dinlenme üstüne teoriler geliştirmeye çalışıyorsun
ama dedim ya bir ayran çarpıyor
diyor ki
ben ben taşıyamıyorum şu küfedeki hayatımı
bir tutuver de hayatımı yaşayayım
dönüp sayamıyorum kaç küfe üstümde
hani üstad eşek demiş ya bir boynumu kurtarsam diye koca kurta
koca kurt
enseden kapmış bir kere
ne umrunda koca dünyada
her ayran
tüm hayatı boyunca yağ olmak için üğraşır durur
aslı
taşıyamamaktır kendini
ve ağırlaştıkça hayatın yükü omuzlarda
hareketin daha bir zorlanır
ve sana asılanları taşıyamazsın
olduğun yere çöküverirsin
ama gidemezsin ileri
ya da geri
hamallığını yaptığın bu hayatı
taşıyamazsın daha fazla
küfeyi arkandan bırakmaya çalışırsın
kimse yüklenmez
parasını versen de
altına girmez senin girdiğin yüklerin
artık kurtarılması gereken yerler kurtarılmalı
alınması gerekenler alınmalı
yaşanması gerekenler yaşanmalı
seçim hakları böyle şeylerde ziyan edilmemeli
ağlayana sen ağlama denmekten başka ne yapılabilir
iki torba gözyaşı direk bağlı
gözkapaklarına ağır gelmekte
işte tam bu anda
ölen babanı özlersin
yazarken torbaların ipini bırakıverirsin
kulaklarında ağır bir şarkı
babanı geri vermezler sana
yerine neler verselerde
sen çocuk gibi tutturusun
babamı isterim
babamı isterim
diye
babana diyememişsin benim seçimim değil diye
baban da altındaki yüklerden kafasını zorla kaldırmış
anlar gibi bakmıştır senin gözlerine
hep boğazındaki aldıramadığın koca yumrudur
hep takılır
kuranın kaçı olduğun
kimin umurunda
artık kura çekilmiyor hayata dair
eskiden anıdır
şans talih kader kısmeeeet elli kuruşaaa
diye bağırmıştır senden küçük
kendinden büyük kardeşin
ve sana
o zaman hiçbir şeyin şansa kalmadığını öğretmiştir.
Sokağın çocuğu
olmak ile
sokak çocuğu olmamak arasında sıkışır kalırsın
elin yüzün kir
annene görünmemektir
tek derdin
çünkü anneler tüm hayatların çocuklarına pislik bulaşmasın diye uğraşırlar
annelerdir çünkü
başka hiçbir sıfat olmasa da isimlerinin önünde
her zaman arkasında duracakları bir güçlülüktür
tek inandıkları
ayaklarının altındaki anahtardır
hele bir ölelim görürsünüzde gizli
tüm beklentileri
yani anlayacağım
tüm babalar anahtarın sadece anaların ayağının altına nallandığı için
taşımazlar çocuk arabasını
gibi görünse de
aslında her baba
arabayı da
yolcuyu da
yolu da sırtlanmış altında kalmamaya çalışır
cennetsiz ölümlere dair
aynı sokakta paylaşırsın sokağını
sokak çocukları ile
pencerenin önünü
aynı oksijenin yarısını alarak
yarısını bırakarak
sanarak geçirirsin çocukları sokağın malı
sokaktan korkarak
ya beni de alırsa diye
pencerenin güvencesinde
sokağa karşı dimdik duruverirsin
dedim ya benim seçimim değil
sandıkları kırılmış
muhalefetsiz başa geçilmiş
bir iktidar mücadelesi
kimin geleceğe koşacağı
belli
belirsiz
aslında belli belirsiz
sen ise elde bayrak
yarışı bitirme derdindesin